28 Haziran 2013 Cuma

Blog Yazarlarının Çileden Çıktığı Anlar

Blogların ve blog yazarlığının neden bu kadar popüler olduğunu sorguladığım yazıda farklı bir şeyler denemek istemiştim. Amacım konuyu sosyal medya hesaplarımı takip eden blogcu arkadaşlara da sorarak yazıya onların fikirlerini de eklemekti. Yani bir nevi imece post :) Sağolsunlar ilgi gösterdiler ve ortaya keyifli bir yaz yazı çıktı. Bunun üzerine bu imece usulü çalışmaya devam etmek istedim. Bu kez konumuz blog yazarının çileden çıktığı anlar…

 

Blog yazarlığının ne kadar keyifli bir uğraş olduğu konusunda hiçbirimizin şüphesi yok. Ancak ne kadar keyifli olsa da hepimiz zaman zaman keyfmizi kaçıracak, sinirlerimizi bozacak, moral ve motivasyonumuzu düşürecek hatta bizi çileden çıkaracak olaylarla karşılaşıyoruz. İşte bu olayları sosyal medyadaki hesaplarımı takip eden blogculara sordum ve gelen cevaplara kendi yorumlarımı da ekleyerek böyle bir yazı ortaya çıkardım.

 

sinirli

 

 

Yorumlar… Yorumlar… Yorumlar….

 

Blog yazarlarını çileden çıkaran olaylarla ilgili yazılan düşüncülerde en çok üzerinde durulan konu tahmin ettiğim gibi  yorumlar oldu. Gürkan Bilgisu, Arzu Batur ve @herbihalt yazıyla hiç bir ilgisi olmayan, tutarsız, küfürlü, yazıyı dahi okumadan yapılan yorumların kendilerini çileden çıkardığını söylerken Hakan Çolak ve evde yazar reklam amaçlı, link içeren yorumların kendilerini sinirlendirdiğini belirttiler.

Bu yorum konusu ile ilgli tespit, sitem ve öneri içeren detaylı bir yazı yazdığım için buraya bir ekleme yapmayacağım. Yorumlarla ilgili içimi döktüğüm yazıyı bekleyin lütfen.

 

 

Emeğe Saygı Lütfen!

 

Elimden geldiğince belli bir kalitede içerik üretmeye çalışan bir blogcu olarak bu şekilde emek ve zaman harcayarak okuyucuları için içerik üreten blogculara saygı gösterilmesi gerektiğini düşünüyorum. Hasan Ekşi ve Ruhsuz Atmaca da harcanan emeğin hiçe sayılarak art niyetli tepkiler gelmesinin ve haksız eleştiriler yapılmasını çok üzücü olduğunu düşünüyorlar.

 

Benzer şekilde Furkan Özden de yazılarında bir kusur aranmasının kendisini üzdüğünü yazdı. Düşünsenize bir konu hakkında 10 tane bilgi vermişsiniz bunların 9’u doğru ve aralarından birinde küçük bir hata var. Art niyetli okuyucu da bu hatayı cımbızla çekiyor ve bunu afişe ederek yazarı zor duruma düşürmeye çalışıyor. Gerçekten çok sinir bozucu.

 

 

Değerler, Sıralamalar, İstatistikler

 

Bazı blogcular Pagerank, Alexa ve trafik değerlerini her gün kontrol ederek bu olayı takıntı haline getirebiliyorlar. Mehmet Öztürk de Alexa sıralamasındaki anlamsız değişmelerin çok sinir bozucu olduğu yazmış.

 

Bu işie kafayı fazlaca takıp çeşitli grupların ve değer arttırmaya yönelik yapay yöntemlerin peşinde koşanlar olduğunu çok iyi biliyyorum.  Blog Hocam’ın Alexa sıralamsını çok takip eden biri olmadığım bu konu beni çok rahatsız etmiyor açıkçası : ) Size de önerim bu işlere fazla takılmamanız.

 

 

Tema Seçimi Ve Düzenlenmesi

 

Blogcular için ihtiyaçlarını karşılayacak, zevkine hitap edecek birtema seçmek ve uzun süre aynı temayı kullanmak nerdeyse imkansız. Bu yüzden her geçen gün birbirinden farklı özelliklerde ve tasarımlarda blogger temaları paylaşılıyor.

 

Blogcuları çileden çıkaran şey ise zar zor seçilen bir temanın düzenlenmesi aşamasına çıkan küçük problemler ve bu küçük problemleri düzelteyim derken tüm temanın berbat edilmesi olması gerek. Mehmet Bahadır Durmaz da bu konuya değinmiş. Blogu için tema seçerken ve seçtiği bir temayı yeniden düzenlerken yaşadığı sıkıntıların kendisini çileden çıkardığını yazmış.

 

 

İçerik Hırsızlığı Ve İletişim Formu İle Gönderilen Mesajlar

 

Gelelim bu yazılanlar dışında beni çileden çıkaran durumlara.

 

Benim için en sinir bozucu şeylerden biri saatlerce uğraşarak oluşturduğum içeriklerin başkaları tarfından çalınmasıdır. Açıkçası bu konuda hiç yorum yazılmamasına şaşırdım. Sanırım artık alışıyoruz bu duruma :)

 

Sinirimi bozan diğer bir olay da iletişim formu aracılığıyla gönderilen spam, saçma ve gereksiz mseajlar. İletişim sayfamın başına “sağlıklı bir iletişim için formu eksiksiz doldurun” yazmama rağmen gelen mesajların yarısı eksik.

 

 

Aslında misafir blogculuk, taklitçilik, sosyal medya ve daha pek çok konuda çileden çıktığım anlar oluyor fakat yazıyı çok uzatmamak adına burda kesiyorum. Yaptıkları yorumlarla bu yazının oluşmasına katkı sağlayan arkadaşlara bir kez daha teşekkür ediyorum. Bu tür imece yazıların devamı gelecek. Önümüzdeki yazılara siz de katkıda bulunmak isterseniz Blog Hocam’ın Facebook ve Twitter hesapları ile benim Google+ profilimi takip edebilirsiniz.

26 Haziran 2013 Çarşamba

Blogların %90’ı Başarısız Oluyor

Günümüzde, dijital ortamda içerik oluşturup yaymanın en kolay yolu blog yazmak olduğu için, blog dünyasına her geçen gün yeni bloglar ekleniyor.

 

Bazıları ne kadar şık giyindiklerini gösteriyor, bazıları mutfaktaki ne kadar hünerli olduğunu ıspatlıyor, bazıları Pucca gibi bir üne kavuşarak gazetede bir köşe kapmayı hayal ediyor, bazıları da satış yaparak veya reklam alarak para kazanmanın peşine düşüyorlar.

 

Bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz fakat bilinmesi gereken bir gerçek var ki amacı ne olursa olsun oluşturulan bu blogların %90’ı başarısız olarak kendi haline bırakılıyor ya da kaptılıyor.

 

Blogların %90’ı Başarısız Oluyor

 

Blog Hocam’ın içeriği ve misyonundan dolayı çok sayıda blog yazarıyla tanışıyorum, fikir alış verişinde bulunuyorum. Bunların arasında yeni blg oluşturacaklar veya oluşturmayı düşününler de oluyor. Açıkçası blogu yazacak kişiyi biraz tanıdıktan sonra oluşturacağı blogun bbaşarılı olup olmayacağı hakkında bir kanaat sahibi  oluyorum. (Bu kanaatimi asla karşımdakine söylemiyorum elbette) Çoğunda da yanılmadığımı söyleyebilirim.

 

Hiç düşündünüz mü açılan blogların %90’ı neden başarısız oluyor diye? Benim bu konuda bazı tespitlerim var.

 

 

Bilgi Veya Tutku Eksikliği

 

En sık karşılaştığım soruların başında “şu konu tutar mı?” veya “hangi konuda blog yazsam tutar?” şeklinde sorular geliyor. Asıl hata da tam olarak burada başlıyor. Örneğin Blog Hocam’ın popüler bir blog olduğunu görenler blog yazarlığı konusunda yeterli bilgisi ve bu konu hakkında yazma hevesi olmadan blog oluşturuyorlar. Bu şekilde yazmaya çalıştığı konu hakında bilgi ve tutku eksikliği olan kişiler hem içerik üretme, hem de fark yaratma noktasında tıkandıkları için başarısızlık kaçınılmaz oluyor.

 

 

İlgisizlik

 

Aslında bu sebep kişinin çok da elinde olan bir şey değil. Blog yazma hevesiyle yanıp tutuşan bir insan, yazdığı konuda çok bilgili olsa, anlatımı ve yazı tonu kusursuz olsa bile bloguna yeteri kadar vakit ayıramıyorsa o blogun da başarılı olmasını beklemek zor olur. Belki de sektörlerindeki öncü kişilerin blog yazmak yerine Twitter kullanmayı tercih etmeleri bu yüzdendir. 

 

İş hayatı veya okul  hayatı yoğun olan blog yazarları iyi bir planlama yapar ve zaman yönetimi konusunda kendilerini geliştirirlerse blog yazmaya da vakit ayırabileceklerini düşünüyorum. En canlı örneği şu an bu yazı yazıyor : )

 

 

İlk Günden Para Kazanma Hayali

 

Blog yazarak para kazanmak elbette hayal değil fakat hiç bir emek harcamadan ve bu uğurda bir şeyler yapmadan reklam tekliflerinin gelmesini veya affiliate satışlarının gerçekleşmesini beklemek çok ütopik olur.

 

Blog yazarak para kazanmayı da gerçek hayattaki yatırımlar gibi düşünün. Belli bir sermaye ile küçük bir işletme kurarsınız. Zamanla o işletmenizin hizmet kalitesini arttırır, pazarlama faaliyetlerini yapar ve marka değerini yükseğe çıkarırsınız. Blogları da böyle düşünmek gerekiyor. Bir değer yaratmadan gelir beklemek hayal olur.

 

 

Sıradanlık

 

Her geçen gün onlarca yeni blogun eklendiği blogosferde sizinle aynı konuda yayın yapan onlarca hatta yüzlerce blog olabilir. Eğer bir şekilde fark yaratamaz ve ziyaretçinin dikkatini çekemezseniz başarısızlık kaçınılmazdır.

 

Bazen orijinal bir tema, bazen sıradışı bir içerik, bazen de kendine özgü hitap gücü blogunuzun fark edilmesine yardımcı olur.

 

 

Bunlar blogların %90’ının neden başarısız olduğu konusunda benim tespitlerimdi. Elbette daha çok sebep eklenebilir fakat en sık karşılaştıklarım bunlar. Eğer yeni blog oluşturma gibi bir düşünceniz varsa veya blogunuzu yeni oluşturduysanız bu yazıda yazdıklarımı dikkate almanızı öneririm.

 

Herkese bol şans ve keyifli bloglar!

24 Haziran 2013 Pazartesi

Karne hediyesi bahane, ailece eğlenmek şahane!

Türk Telekom’lu aileler, çocuklarının zorlu ve yoğun bir yılı geride bırakmasını ailece eğlenerek kutluyor. Çünkü XBOX 360 Türk Telekom abonelerine özel fiyatlarla onları bayilerde bekliyor.

Tüm dünyayı kasıp kavuran XBOX 360 oyun konsolu, 31 Ekim 2013 tarihine kadar yapacağınız başvurular için ayda yalnızca 34 TL’den başlayan taksitlerle Türk Telekom ofis ve bayilerinde sizleri bekliyor. Üstelik tüm beden hareketlerinizi algılayarak konsolu ve oyunları kontrol etmenizi sağlayan Kinect’in yanında Disneyland, Adventures ve PES 2013 oyunları hediyesiyle.

turk-telekom-xbox

Siz de karne hediyesini paylaşmaya niyetli Türk Telekom’lulardansanız, hem çocuğunuzu hem de bütçenizi sevindirecek bu müthiş fırsatı kaçırmayın.

Türk Telekom XBOX 360 kampanyasıyla ilgili detaylı bilgi için tıklayınız.

www.facebook.com/TurkTelekom
https://twitter.com/Turk_Telekom

Bir bumads advertorial içeriğidir.

Etikete Özel Resimli Son Yazılar Eklentisi

Bazı blogların sidebarında “Son Yazılar” eklentisini görmüşsünüzdür. Bu  bölümde bloglarındaki son X yazıyı gösterirler. Ben bu güne kadar böyle bir eklenti ne kullandım, ne de paylaştım. Bunun nedeni zaten blogun ana sayfasında son X yazının gösteriliyor olmasıydı.

 

Fakat bu yazıda paylaşacağım son yazılar eklentisinin başlıktan da anlayacağınız gibi farklı ve güzel bir özelliği var. Belli bir etikete ait son X yazıyı bogunuzun sidebarında gösterebiliyorsunuz.

 

Blogger Etikete Özel Resimli Son Yazılar Eklentisi

 

Blogger’da etikete özel resimli son yazılar eklentisini blogunuza eklemek için aşağıdaki kodları kendinize göre düzenleikten sonra Blogger kumanda panelinde Yerleşim > Gadget Ekle > HTML/JavaScript gadget yolunu izleyerek pencereye yapıştırmanız yeterli olacaktır.

 

<link rel="stylesheet" type="text/css" href="https://googledrive.com/host/0BxxMpDce-fNUYmh1Ukdjb0FjbUU" />  <script src="http://yourjavascript.com/94233419149/bh-son-yazilar.js"></script>  <script type='text/javascript'>var numposts = 5;var showpostthumbnails = true;var displaymore = false;var displayseparator = true;var showcommentnum = false;var showpostdate = false;var showpostsummary = true;var numchars = 100;</script>   <script type="text/javascript" src="http://bloghocam.blogspot.com/feeds/posts/default/-/Misafir Yazılar?published&alt=json-in-script&callback=labelthumbs"></script>

 

Düzenlemeniz gereken yerler ve ayarlar:

  • numpost = Kaç adet yazının gösterileceğini belirler. En fazla 25 yazı görüntülenir.
  • showpostthumbnails = Resimlerin gösterilip gösterilmeyeceğini belirler. Kapatmak için true yerine false yazabilirsiniz.
  • displaymore = “Devamı” linkinin gösterilip gösterilmeyeceğini belirler. Açmak için false yerine true yazabilirsiniz.
  • showpostdate = Yazı tarihlerinin gösterilip gösterilmeyeceğini belirler. Açmak için false yerine true yazabilirsiniz.
  • showpostsummary = Yazının bir kısmının gösterilip gösterilmeyeceğini belirler. Kapatmak için true yerine false yazabilirsiniz.
  • numchars = Eğer yazının bir kısmını görüntüleme açıksa ilk kaç karakterin gösterileceğini belirler.
  • bloghocam.blogspot.com = Buraya kendi blog adresinizi yazın.
  • Misafir Yazılar = Buraya etiket ismini yazın. Ben misafir yazılar etiketindeki son yazıları göstermek için etiket olarak “Misafir Yazılar” yazdım.

 

Alt taraftaki paylaşım butonlarını kullanarak bu yazıyı sosyal ağlarda paylaşırsanız sevinirim. Herkese keyifli bloglar!

21 Haziran 2013 Cuma

Saygı Günenç İle Blogların Kariyere Etkilerini Konuştum

Blogların kariyer üzerinde etkilerine ve yeni kariyer fırsatları yarattığına dair görüşlerim daha önce defalarca paylaşmıştım.  Hatta insanlra yardımcı olmak, bidiklerimi paylaşmak ve yazma isteğimi tatmin etmek için oluşturduğum bu blog sayesinde bile pek çok iş fırsatı ve teklifiyle karşılaştım.

 

Uzun zamandır bir insan kaynakları uzmamnıyla bu konu hakkında görüşmek, sohbet etmek istiyordum akat fırsat bulamamıştım. Geçtiğimiz günlerde iletişim formu aracılığıyla bana bir soru soran Saygı Hanım’ın blogunu incelediğimde beklediğim fırsatla karşılaştığımı düşündüm. Kendisi de sağolsun beni kırmadı ve söyleşi teklifimi henen kabul etti.

 

Saygı Gönenç

 

İşte blog yazarlığı ve blogların kariyere, işe alım sürecine ve iş hayatına etkileri üzerine yaptığımız kısa söyleşiden kalanlar…

 

Merhaba Saygı Hanım. Söyleşi teklifimi kanbul ettiğiniz için teşekkür ederim. Öncelikle sizi okuyucalara tanıtmak istiyorum. Kısaca kendinizden bahsedebilirmisiniz?

 

Sizinle bu röportajı yapmaktan son derece mutlu olduğumu belirterek başlamak istiyorum.

İşletme Fakültesi mezunuyum. Uzun yıllar bir kitabevinin koordinatörlüğünü yaptıktan sonra, bir işletmenin insan kaynağının ne kadar önemli olduğunu anladım ve bu alana yöneldim. İnsan Kaynakları yetkilisi olarak mesleğimin beşinci yılındayım. Hani tırnaklarımla geldim derler ya, işte öyle benim hikayemde. Antalya ve hinterlantında sektörün ilk İK departmanını oluşturdum. Zorlu bir dönemde, sağlam temeller atarak, bir çok konuda eğitimler aldım. İK süreçlerinin uygulanmasının yanı sıra, heybeme biriktirdiğim mesleki tecrübeler, uzun soluklu kişisel gelişim eğitimleri ve mesleki eğitimlerle; şirket içinde kurulan akademinin doğal öğretmeni oldum. Şirket eğitim danışmanı ile birlikte ortalama 500 çalışanın, kişisel gelişim ve mesleki eğitimlerini vermeye hala devam ediyoruz.

 

İK ve kişisel gelişim konularında yazıları yazdığınız bir blogunuz var. Bu blogu oluşturmaya ne zaman ve nasıl karar verdiniz? 

 

24 Nisan 2013 de İK’ya dair her şey… adıyla blogumu başlattım. Sanırım geç bile kaldım. İnanıyorum ki bilgi paylaşılmadıkça bir şey ifade etmez. Deneyimlerinizi, kazanımlarınızı paylaşmak hem sizi hem de çevrenizi güçlendirir. Kısaca bunun, hem insani hem de mesleki olarak bir görev olduğunu düşünüyorum. Modern,fütürist, inovatif bir İnsan Kaynakları yetkilisinin de teknolojiyi kullanmaması düşünülemez. Kısa bir araştırma ve planlamadan sonra bir kaç günlük süreçte blogumu açtım. Bugün çok beğendiğim paylaşımlarımla ilgili, ilerleyen süreçde, “ne kadar da acemice” diye düşündüğüm an iyi bir blogcu olacağıma inanıyorum.

 

İşe alım sürecinde kişisel blogların rolü nedir? Bloglar kişinin yetenek ve deneyimleri ile ilgili portföy olarak kullanılabilir mi? İnsanların uzman oldukları konuda blog yazmalarının kariyerlerine katkı sağladığını düşünüyor musunuz?

 

Hayat bir sunumdur! Blogunuz ise bir çok konuda, tecrübelerinizi, başarılarınızı paylaşabileceğiniz, mesleki yetkinliklerinizi sunabileceğiniz mükemmel bir alan. Emek harcanmış ve önemsenen bir blog, kariyerinizle ilgili bir görüşmede, söylemlerinize görsel destek olacaktır. Sanal ortamda kuracağınız bu kütüphane, işe alımcının hakkınızda ki fikirlerini olumlu yönde fazlasıyla etkileyecektir. Ayrıca blogla ilgili çalışmalar yaparken, araştırmanın size katacağı katkı da yadsınamaz.

 

CV’lerde blog veya Facebook, Twitter gibi sosyal ağ profillerinin yazılmasına İK profesyonellerin bakışı nedir? Modern bir CV'de blogların ve sosyal ağların yeri var mıdır?

 

Sosyal cv’ler artık hayatımızda. Bir çok firma klasik özgeçmişin yanı sıra sosyal cv’ler oluşturmanız için imkan da sağlıyor. Bu konu meslektaşlarımın arasında da oldukça tartışılır. Özel hayat ile iş arasında oluşturulması gereken sınırı kurmakta zorlanan gençlerimiz, iş başvurularında da maalesef bu dengeyi kuramıyorlar. Sahte profil resimlerinin ve bilgilerinin olduğu ya da şirket yapısıyla örtüşmeyecek paylaşımların olduğu sosyal profillerin, işe alımda dezavantajını yaşıyorlar. Bence modern cv’de adayın blog ve sosyal ağ adreslerini vermesi gerekli. Adayın hem bu teknolojinin bir parçası olduğunun bilinmesi hem de özüyle sözünün aynı olduğunu gösterebilmesi için son derece önemli.

 

Dünyada blog yazarlığı ciddi bir iş olarak olarak görülüyor. Markaların ve kurumların çoğu profesyonel blog yazarlarıyla çalışıyor. Sizce blog yazarlığı Türkiye’de de bir meslek olacak mı? Blog yazarlığının geleceğini nasıl görüyorsunuz?

 

Blog yazarlığı gerçekten ciddi bir iş. Oluşturduğum, henüz küçük bir çadır olan blogumda bile harcadığım zaman ve emek bu işin ciddiyetini anlamam için yeterli oldu. Burada sizin misyonunuzun önemine de değinmeden geçemeyeceğim. Yol göstericiliğinizi, başarılı çalışmanızı da gönülden kutluyor, işinize verdiğiniz öneme saygı duyuyorum. Lütfen bu profesyonellikle devam edin. Gençlerimizin iyi örneklere ihtiyacı var.

Özellikle Y ve Z kuşağı olarak tabir ettiğimiz(1980 sonrası doğan) siber gençlerimizin iletişim kanalı artık sosyal dünya. Markalar ve kurumlar da bu mecranın önemini biliyorlar. Elbette ki işi profesyoneline bırakmak, başarılı olmanın anahtarı olacaktır. Ülkemizde de vizyon sahibi şirketlerin, umulandan çok daha hızlı bir şekilde blog yazarlığının önemini anlayacağına eminim. Bu noktada bir sıkıntı yok. Sadece bir çok konuda olduğu gibi, uygulamamız, hayata geçirmemiz biraz geç olacaktır diye düşünüyorum. Optimist yaklaşırsak, bu zaman blog yazarlarının kendilerini yetiştirmeleri ve gelecekte vazgeçilmez bir mesleğe sahip olabilmeleri için bir avantaj olacaktır.

 

Bu keyifli ve yol gösterici söyleşi için çok teşekkür ederim.

 

Sizinle sohbet güzeldi. Teşekkür ederim.

 

 

Son Söz

 

Blog yazmak kariyer her alanında insanın hayatını olumlu etki edecek bir aktivite. Eğitim safhasında ileride yapmayı düşündüğünüz mslekle ilgili blog yazmak sizi teorik bilgi anlamında çok geliştirecektir. Devamında ise blogunuz sizin için bir portföy ve online itibar aracı olacaktır. Blog yazmaktan vazgeçmeyin.

 

Yazıyı bitirirken Saygı Günenç’e bir kez daha teşekkür ediyorum. Saygı Hanım’ın insan kaynakları, kişisel gelişim ve iş hayatına dair paylaşımlarını takip edebileceğiniz adresler şöyle:

 

- Blog: http://www.saygigunenc.com/

- Facebook: https://www.facebook.com/saygigunenc 

- Twitter: https://twitter.com/saygigunenc

- Linkedin: http://tr.linkedin.com/in/saygigunenc